Geçen hafta kadıköy-beşiktaş iskelesi ile kadıköy-karaköy iskelesi arasında çıtırtı sesleri duyuluyordu.”Çıtırdatma” ile pazarlanan krispi herkesi çıtırdatmaya davet ediyordu. Krispi Gingerlarıyla “çıtırdatarak yiyin” sloganıyla krispiler dağıtılıyordu. Yürüyen krispi ise pek krispi konsepti ile bağdaşmıyordu, korku ile pazarlanan krispi bir anda sevimli bir şeye dönüşmüştü. Çocuklara mı ulaşılmaya çalışılıyordu? O korku reklamları çocukları hedeflemiyordu?
Ülker Krispi Korku reklamları ile gündeme bir ara geldi. Korku ile çubuk kraker pekte bağdaşmıyordu, aslında sessizlikte duyulan çıtırtı seslerinin üzerine gittiler, çıtırtı sesleri
sessiz bir ortamda sorun yaratabilecekken farklı bir resim çizmeye çalıştılar ve bu şekilde yenilebilecek ortamları genişletmeye çalıştılar. Hiç bir markanın bugüne kadar yapmadığı şekilde çıtırtıyı rahatsız edicek bir ses olmaktan çıkarıp sahiplenmeye çalışıyorlar.Farklı bir pazarlama taktiği uygulayarak ürünün rahatsız edici yanını sahipleniyorlar.
Bakalım çıtırtı sesini duyduğumuzda ilk aklımıza gelen marka ne zaman krispi olacak:)
