

Artık kilise de reklamını yapıyor….
Kanada’da bulunan “Norval United Kilisesi” için, Smith Roberts Creative Communications reklam ajansı tarafından yaratıcı direktörler Malcolm Roberts ve Brian Smith tarafından hazırlanmış.
Bu reklam afişleriyle “kapılarımız herkese açık” diyerek reklam yapan ve hoşgörüsünü ve hatta kilisede bulunan diğer kişilerinde hoşgörüsünü kanıtlamaya çalışan reklam afişlerinde, toplumdaki farklı inanıştaki kişileri temsilen ”nudistler”, suç işlemiş kişileri temsilen bir “mahkum” resmedilmiş. “İstediğiniz zaman gelebilirsiniz, kim olduğunuz ve ne yaptığınız bizim için farketmez” mesajı verilmiş.
Sadece buz hokeyi oyuncusu ile bu karede verilmek istenen mesaj çok net değil, sporcular ile neye gönderme yapılmış çözemedim doğrusu? Hangi grubu temsil ediyorlar veya kilise sporcuları nasıl görüyor? Bu sorularımın cevabını bulamadım?
Ah Bir Zengin Olsam!
Yaklaşan yeni yıl ile birlikte yeni umutlar var cebimizde.Milli Piyango biletleridir hayallere açılan pencere.Nimet abladır ilk akla gelen şans meleği..
Piyango severlerin en popüler yeridir Nimet ablanın bayisi..
Eminönü’ndedir yeri..
1928 yılında Eşi İsmail Beyin Yeni Cami meydanındaki tütüncü ve sarraflık dükkanında
Türk Teyyare Cemiyetinin çıkardığı piyango biletlerini satmasıyla başlamıştır Nimet ablanın serüveni..
1931 yılında yılbaşı ikramiyesi olan 100 bin lira
Nimet ablanın sattığı bilete çıkınca ve zamanın gazetelerinde talihliye ikramiyesini teslim ederken çekilmiş fotoğrafları boy boy yayınlanınca artmaya başlamış ünü..

Özellikle yılbaşı arifesinde daha bir popüler olur..en çok bilet orda satıldığından en çok ikramiye Nimet abla biletlerine çıkmıştır elbette..bir de buna yıllar evvelden çıkan “Talih Nimet abladan doğuyor” inancı da eklenince önünde uzun kuyruklar görmeniz kaçınılmazdır…İnsanlar saatlerce bekler Nimet abladan alabilmek için biletlerini..beklerken bana çıksa ne yaparım hayalleri kurulur belki de..
Etrafta “aynı bilet aynı şans” sloganıyla dolaşan onlarca seyyar bayiyi görmezler bile..Tek amaçtır Nimet ablanın uğurlu ellerinden bilet almak..


Yine de ben o sırada beklemeyi göze alamadığım için aynı bilet aynı şans seslerine kulak verdim ve seyyar bayiden aldım biletimi belki şans bana da güler diye ..


Hayatımızdaki bizi mutlu eden, zevk veren, rahatlatan, huzur veren, dinlendiren anları düşündüğümüzde kısa kısa zaman dilimlerine sığmaya çalıştığı farkedeceksiniz.
Kısa filmin önemini anlatmak için; hayattaki kısa anları konu alarak, kısa anların her zaman daha iyi olduğu sloganıyla yola çıkmış. Çok sade bir dille ama mesaj iletiminde çok başarılı bir reklam afişi tasarlamış, Bulgaristan’da bulunan New Moment New Ideas reklam ajansı…
7 Aralık’ta arama motoru Google Android adlı telefon kullanıcıları için görüntülü arama hizmeti sunmaya başladı. Google’ın “Goggles” adlı programını indirip, google’da aratmak istediğimiz resimleri cep telefonu üzerinden arayabileceğiz.
Bu hizmet nasıl mı kullanılıyor?
Google Goggles’da arama yapmak için fotoğraf çekmenize gerek yok. Aramaya sunmak istediğiniz fotoğrafı, mekanı ya da nesneyi telefonunuzun kamerası ile görüntüleyecek şekilde tuttuğunuzda, GPR yolu ile Goggles resmi görerek yeri tanıyor ve yerin adını kameranın yer bulma kısmında gösteriyor. Bunun yanısıra gideceğimiz mekan ile ilgili merak ettiğimiz soruların cevaplarına da ulaşabiliyoruz.
Öte yandan, Goggles’ta satın almak istediğimiz ürünün fotoğrafını aratmamız, bu ürünün en uygun nerede satıldığını GRP yardımıyla bulmamız açısından da yararlı olacak. Tabi adresi bulmamızın kolaylığı açısından Google maps ile entegrasyonu sağlanması gerekiyor.
Bu teknoloji yayılırsa ise; indirimlerden haberdar olmamız daha kolaylaşıcak veya aranan bir yüzün bulunması, suçluların yakalanması daha da kolaylaşıcak. Olumsuz yanı ise; özel hayat daha da şeffaflaşması olacak. Bakalım bu teknolojinin topluma entegrasyonu nasıl olacak, ilerleyen günler gösterecek…
Pazarlama alanında pek çok ilke imza atan ve Türkiye gündemine yön veren MARKA Konferansı, 17-18 Aralık tarihlerinde Çırağan Sarayı Kempinski’de yapılacak. Yapı Kredi World ana sponsorluğunda gerçekleşecek ve geleceğin marka dünyasına ışık tutmayı hedefleyen konferans; tam 10 yıldır kalıpları yıkan ruhuyla estetik, kalite, lüks, moda, trendler, dekorasyon, teknoloji ve en çarpıcı marka uygulamalarını bir araya getiriyor.
Konferans bu yıl da yine çok konuşulacak ve konuşturacak isimleri ağırlamaya hazırlanıyor. Konferansın bu yılki konukları arasında kadınların rüyalarını süsleyen kırmızı tabanlı ayakkabıların yaratıcısı Christian Louboutin, demokratik ve çevreci tasarımlarıyla standartları bozmayı bilen ikonlaşmış İngiliz tasarımcı Tom Dixon, anarşist ruhlu grafik tasarım dehası ve marjinal projelerin yaratıcısı Stephan Sagmeister, yerel markaları yeni pazarlarda zirveye koşturan dünyaca ünlü marka danışmanı Martin Roll yer alıyor.
Ana sponsoru World olan konferansın diğer sponsorları arasında Efes Pilsen, Elidor, Cnn Türk, Teknosa, Vitra, Nielsen ve Ankara Patent de bulunuyor.
Kaynak: blog.markaconference.com
İstanbul’daki McCann Erickson reklam ajansında yaratıcı direktör Uğur Çakır ve ekibi tarafından hazırlanmış, engelli olan vatandaşların karşılaştığı engellerin onları toplumsal hayatın dışına ittiğinin farkındalığını kazandırmak için yapılmış, toplumsal “engelleri kaldır” mesajını bir fotoğraf karesinde engelleri resmederek, birazda mübalağaya yer vererek başarılı bir şekilde ortaya koyan yaratıcı bir çalışma.

Bugün Kadıköy’de Bahariye caddesinde Ülker ailesinin çıkarmayı planladığı yeni ürün olan çikolata ve fındık kaplı tatlı bir çubuk krakeri tüketici ile tanıştırıyordu. Tadına baktım gayet güzeldi, denenebilecek farklı bir lezzet…
Ancak birşeyler bence eksikti, tüketiciyi ürünün tadı ile tanıştırırken, arkasına birkaç soruluk minik bir tat testi ekleyebilirlerdi. Böylelikle ürünün reklamını yaparken, en azından ürün ile ilgili de geri dönüşler toplayabilirlerdi. Böylelikle geniş bir yaş aralığında, farklı kesimlerden en az 150 kişinin ürün ile ilgili fikrini öğrenebilirlerdi.
Tabi piyasaya çıkmadan önce ürün testini mutlaka yapmışlardır, ama olsun fazla bilgi göz çıkarmaz:)
Asker olanlanlarınız bilir; her gün gazete okuyamazsınız. Çarşıdan çarşıya… Ben de bu bayram iznimde ayaklarımı uzatıp, türk kahvemle birlikte gazetemi okuyayım dedim.
Bir süredir çeşitli gazetelerde (Haber Türk, Hürriyet) haberlerin yanında çıkan içi renkli üçgenlerle dolu ufak kare kutulara rast geliyorum. Mobile tag olarak bilinen kısayol ikonlarının renklileri bunlar. Mayıs ayında Microsoft’un başlattığı bir mobil tagleme projesinin ikonları. Ancak Microsoft’un yeni renkli oyuncağından bahsetmeden önce mobil etiketlemenin ne olduğunu kısaca anlatalım.
Mobil etiketleme, içi belirli bir matrisin oluşturan iki boyutlu kutuların içi gömülmüş çeşitli yazıların, cep telefonlarının kamerası ve özel yazımlarla deşifre edilmesidir. Bu kutuların içine yazılar, numaralar, adresler, hatta kartvizitler sığdırılabiliyor. Mobil etiketleme, 1998 de Japonya’da kullanılmaya başladığından beri oldukça yol kattetti. Hızlandı, kameraların daha net çekimler yapabilmesiyle kutucuklar ufaldı. Ancak herşey etiket-telefon-hedef bilgi üçgeninde gerçekleştiği için kimse bu çalışmaların geri dönüşlerini ölçemiyordu.
İşte Microsoft’un renkli etiket projesi tam da bu açığı kapatıyor. Standart mobil etiketleme üçgeninin ortasına kendi sunucusunu yerleştiren Microsoft, yapılan tüm okumalar ile ilgili oldukça keskin ve gerçek zamanlıya yakın veriler toplayıp bunu kullanıcıya sunuyor. Kullanılan telefon marka-modeli, okumanın yapıldığı zaman ve yer, hatta kullanıcı izin veriyorsa GPS ile tam nokta verileri toplanabiliyor.
Hem örnek hem de bir eleştiri olarak İş Bankası’nın bir getiri sihirbazı kampanyasına bakalım. 29 kasım 2009 pazar günkü Cumhuriyet ve Hürriyet gazetelerinde çeyrek sayfadan fazla alanla yer alan (dolayısıyla oldukça yüklü bir bütçeye sahip olan) bu kampanyada, muhtelen reklam ajansında çalışan gençlerden birinin parlak fikriyle Microsoft Tag kullanılmış. Üstelik program için bir indirme platformu bile yaratılmış.
Bu noktaya kadar herşey muhteşem.
Ancak her iki gazetedeki reklamları karşılaştırdığımızda aynı ikonların kullanıldığını farkettik. Bu, gazete bazında istatistiklerin alınamamasına yol açıyor. Başka bölgelerin baskılarına ulaşamadık. Ancak trakya baskısıyla ege baskısında da aynı taglerin kullanıldığını biliyoruz. Oysa bu tarz ayrımlarla bir kampanya kurgulamış olsalardı, hangi gazeteden ve hangi bölgeden daha fazla geri dönüş aldığını ölçen İş Bankası ve reklam ajansı, bundan sonraki kampanyalarında kulanabileceği altın değerinde istatistikler elde etmiş olacaktı.
Devir optimizasyon devri. Umarız bundan sonraki kampanyalarda bu önerileri dikkate alırlar.
Hepinize iyi bayramlar.
Şafak 49.
İsveçli tekstil tasarım öğrencisi olan Marjan Kooroshnia tarafından tasarlanan sıcaklıkta renk değiştiren bir mürekkeb kullanılarak hazırlanan maskeler, virüse karşı uyarı niteliği taşıyor. Nefes alıp verişlerinizde ani bir sıcaklık değişimi yaşandığı zaman renk değiştiriyor, böylece H1N1 namı değer domuz gribine karşı erkenden uyarılabiliyorsunuz.
Türkiye’de hala bana birşey olmaz mantığı aşılamadığı için maske kullanan çok fazla insana rastlayamıyoruz, hatta azınlıkta da olsa maske takanların üzerinde de toplumsal bir baskı söz konusu, onları görenler ya gülümseyen gözlerle veya tedirgin gözlerle bakıyor. Gülümseyen gözlerle bakıyorlar çünkü “bana birşey olmaz” mantığına sahip, tedirgin gözlerle bakanlar ise;acaba karşısındakinin virüse karşı korunmak için mi, yoksa hasta olduğu için mi maske taktığını ayırtedemediği için tedirginlik yaşıyor. Toplu taşıta ise hastayken binmek, hatta hapşırmak bugünlerde etrafınızdakileri tedirgin edebilir. Maskelere çok rağbet olmasa bile, çantalarda bugünlerde pürel eksik olmuyor.
Ne dersiniz bizim toplumumuz maske modasını takip eder mi sizce?

İrlanda’da sokaklara atılan sakızlardan duyulan rahatsızlığı dile getirmek için çok farklı outdoor bir kampanya yapıldı.
Sokakta yürürken ayakkabımızın altına yapışan sakızlar için yapılan en etkili kampanyaydı.
Sorun; İrlanda sokaklarında yerlere çok fazla sakız atılmasıydı.
Çözüm olarak; alışveriş için en uğrak mekanlardan birinin kaldırımına yüzlerce sakız yapıştırıldı. Sakızların yeri ayakkabımızın altı değil, çöp kutusudur mesajı iletildi.
Sonuçta ise; Az bir bütçe ile çok yankı uyandırdı ve bu outdoor kampanya yüzlerce kişi tarafından cep telefonu ile kaydedildi, bloggerlar tarafından yayınlandı ve sosyal medya’daki yerini de aldı.
Çalışmanın mimarı ise; İrlanda’daki Publicis QMP reklam ajansı ve yaratıcı direktör Ger Roe.
Reklam eleştirileri ve Pazarlama Fikirleri merkezi Reklamania'ya hoşgeldiniz! Sokaklarda hergün gördüğümüz reklamlara biraz farklı gözlerle bakmaya çalışacağız bu sitede. Detaylı reklam analizleri, eleştirileri hazırlayacağız sizlerle birlikte. Zaman ilerledikçe markaların ya da reklam fabrikalarının ürettikleri üzerine projeler geliştireceğiz. Reklamların arkaplanlarını araştıracağız. Daha da deşip, kurcalayıp, hangi ajans yapmış, neden böyle yapmış sorularının cevaplarını, varsa (ki çoğu zaman var) yurtdışı örneklemeleriyle birlikte cevaplamaya çalışacağız. Biryandan da pazarlama yöntemleri, ilham alınacak fikirler, ve ayakta alkışlanacak işler bulup, araştırıp sizler ile paylaşacağız.